Hollanda’da Mali Suçlar ve Uluslararası Yaptırımların Kurumsal Uygulama Yapısı: Rusya ve İran Örnekleri Üzerinden Bir Değerlendirme

Hollanda, mali suçlarla mücadele ve uluslararası yaptırımların uygulanması konusunda kurumsal kapasitesi yüksek ülkeler arasında yer almaktadır. Para aklama, terörün finansmanı ve yaptırım ihlalleri gibi sınır aşan nitelik taşıyan mali suçlar, ülkede hem idari hem de cezai mekanizmalar aracılığıyla takip edilmekte; ulusal uygulamalar Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarıyla uyumlu biçimde yürütülmektedir. Bu yapı, finansal istihbarat toplama, analiz etme ve gerektiğinde cezai soruşturmaya dönüştürme süreçlerinin birbirini tamamladığı bütünleşik bir sistem görünümü sunmaktadır. Bu sistemin merkezinde Hollanda Mali İstihbarat Birimi (Financial Intelligence Unit – The Netherlands, FIU-NL) bulunmaktadır. FIU-NL, bankalar, finans kuruluşları ve belirli meslek grupları tarafından bildirilen şüpheli işlemleri toplamak ve analiz etmekle görevlidir. Hollanda hukukunda şüpheli işlem bildirimi bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Finansal kurumlar ve bazı profesyoneller, olağan dışı veya yaptırım kapsamına girebilecek işlemleri FIU’ya iletmek zorundadır. FIU-NL bu bildirimleri değerlendirerek gerekli gördüğü durumlarda ilgili soruşturma makamlarına aktarır. Bu yönüyle FIU, mali suçların önleyici boyutunda kritik bir işlev üstlenmektedir. Ayrıca Hollanda’nın Egmont Grubu gibi uluslararası ağlarda aktif rol alması, finansal istihbaratın sınır ötesi paylaşımını mümkün kılmakta ve özellikle yaptırım ihlalleri gibi uluslararası nitelik taşıyan suçlarda bilgi akışını kolaylaştırmaktadır.

Yaptırımların hukuki dayanağı bakımından Hollanda, bağımsız ve özgün bir ulusal yaptırım rejimi geliştirmekten ziyade, BM ve AB tarafından kabul edilen yaptırımları iç hukuka aktarma yolunu tercih etmektedir. Bu çerçevede yaptırım listelerinde yer alan kişi ve kuruluşların malvarlıklarının dondurulması, finansal hizmet sunumunun yasaklanması ve belirli ticari faaliyetlerin sınırlandırılması doğrudan uygulanmaktadır. Ulusal düzeyde yürürlükte bulunan Sanctions Act kapsamında yaptırım ihlalleri ekonomik suç olarak değerlendirilmekte ve cezai yaptırımlara tabi tutulmaktadır. Mevcut düzenlemenin daha kapsamlı bir “International Sanctions Act” ile güncellenmesine yönelik çalışmalar ise yaptırım uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi ve Avrupa düzeyindeki hukuki uyumun artırılması amacını taşımaktadır. Cezai soruşturmalar bakımından Hollanda FIOD (Fiscal Intelligence and Investigation Service) önemli bir role sahiptir. FIOD, mali suçlar ve yaptırım ihlalleri konusunda soruşturma yürütme yetkisine sahiptir ve özellikle karmaşık finansal yapılar içeren dosyalarda teknik incelemeler gerçekleştirmektedir. Son yıllarda Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının ihlali şüphesiyle açılan soruşturmalar, Hollanda’nın yaptırımları yalnızca normatif düzeyde benimsemekle kalmadığını, aynı zamanda etkin biçimde uyguladığını göstermektedir. Başlatılan soruşturmalar, verilen para ve hapis cezaları ile devam eden davalar, yaptırım ihlallerinin ciddi biçimde ele alındığını ortaya koymaktadır. Rotterdam çevresinde gerçekleştirilen gözaltılar ve arama faaliyetleri de bu uygulamaların somut örnekleri arasında yer almaktadır.

Rusya’ya yönelik yaptırımların uygulanmasında Hollanda’daki şirketler kapsamlı raporlama yükümlülüklerine tabidir. Doğrudan ticari ilişkilerin yanı sıra dolaylı ticari bağlantılar da denetim kapsamına alınmakta; yaptırımların dolanılması ihtimaline karşı finansal ve lojistik akışlar incelenmektedir. Bu yaklaşım, yaptırımların yalnızca açık ihlallerle sınırlı görülmediğini, aynı zamanda karmaşık ticari ağlar üzerinden gerçekleştirilebilecek dolaylı ihlallere karşı da önlem alındığını göstermektedir. İhlaller ekonomik suç kapsamında değerlendirilmekte ve cezai yaptırımlarla karşılık bulmaktadır. İran’a yönelik yaptırımlar bakımından ise Hollanda, BM ve AB çerçevesindeki düzenlemeleri uygulamakta; ayrı bir ulusal İran yaptırım rejimi oluşturmamaktadır. İran’a ilişkin yaptırım ihlallerinin izlenmesi ve soruşturulması, genel yaptırım denetim mekanizmaları içinde yürütülmektedir. Kamuya açık kaynaklarda İran’a özgü ayrıntılı uygulama raporlarının sınırlı olması, denetim süreçlerinin ülke bazlı farklılaştırmadan ziyade genel yaptırım rejimi içinde ele alındığını düşündürmektedir. Bu durum, Hollanda’nın yaptırım uygulamasında norm temelli ve çerçeveye dayalı bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir.

Hollanda’da yaptırımlar kapsamında varlık raporlama yükümlülüğü de önemli bir unsurdur. Yaptırım listelerinde yer alan kişi ve kuruluşlar, sahip oldukları malvarlıklarını belirli süreler içinde beyan etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilmektedir. Avrupa Birliği düzeyinde kabul edilen yeni düzenlemeler, özellikle yaptırım ihlallerinin suç olarak tanımlanmasına ve cezaların uyumlaştırılmasına yönelik adımlar içermekte; bu gelişmeler Hollanda uygulamalarını da doğrudan etkilemektedir. FIU-NL’nin yıllık raporlarında yer alan şüpheli işlem verileri ve bunların kolluk kuvvetleriyle paylaşılması, yaptırımların finansal sistem üzerindeki etkisinin izlenmesine imkân tanımaktadır. Bu çerçevede yaptırım rejimi yalnızca hukuki bir düzenleme alanı değil, aynı zamanda veri temelli bir izleme ve analiz mekanizması olarak da işlev görmektedir. Finansal akışların takibi, varlık dondurma kararları ve uluslararası işbirliği mekanizmaları birlikte değerlendirildiğinde, Hollanda’nın mali suçlar ve yaptırımlar konusunda kurumsal kapasitesi yüksek ve sistematik bir yapı geliştirdiği söylenebilir.

Genel olarak bakıldığında Hollanda, mali istihbarat, idari denetim ve cezai soruşturma süreçlerini birbirine entegre eden bir yaptırım uygulama modeli benimsemiştir. FIU-NL’nin analiz kapasitesi ile FIOD’un soruşturma yetkisi birbirini tamamlamakta; BM ve AB yaptırımları ulusal hukuk içinde doğrudan uygulanmaktadır. Rusya’ya yönelik yaptırımlar bağlamında görülen yoğun soruşturma pratiği, sistemin etkinliğini somutlaştırırken; İran’a yönelik yaptırımlar da aynı kurumsal çerçeve içinde izlenmektedir. Bu yapı, Hollanda’nın yaptırımları yalnızca dış politika aracı olarak değil, finansal sistemin bütünlüğünü korumaya yönelik bir hukuki ve kurumsal düzenleme alanı olarak değerlendirdiğini göstermektedir.

Hazırlayan: Elif TOPAL